
Erdoğan: Tehdidin boyutuna göre askeri destek gündeme gelebilir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Newsweek dergisine verdiği röportajda, Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın meşru müdafaa hakkına dayandığını, saldırının mahiyetine göre istihbarat ve lojistik desteğin yanı sıra ileri askeri desteğin de gündeme…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisinin sorularını yanıtladı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na ilişkin hedeflerini açıklayan Erdoğan, dünyının ciddi kırılmalardan geçtiğini vurguladı.
Erdoğan, Türkiye'nin kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı'nın devam ettiğini, güneyinde ve doğusunda çatışmaların yaşandığını aktardı. Bu dönemlerde diplomasinin alanını genişletmenin uluslararası toplumun müşterek sorumluluğu olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin Genel Kurul'daki önceliğinin çatışmaların geniş coğrafyalara yayılmasını önlemek ve tarafları müzakere zemininde buluşturmak olduğunu söyledi.
Küresel Güç Dengeleri ve BM Reformu
Dünyanın ağırlık merkezinin değiştiğini ifade eden Erdoğan, yeni güç merkezleri yükselirken daha fazla ülkenin küresel karar alma süreçlerinde hak ettiği yeri talep ettiğini aktardı. Cumhurbaşkanı, Güvenlik Konseyi'nin daha temsili, etkin ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması gerektiğine inandığını söyledi. Erdoğan, Genel Kurul'un iradesinin karar süreçlerine daha güçlü biçimde yansıması ve sorumluluk paylaşımının daha adil olması için reformun artık ertelenemez olduğunu vurguladı.
ABD-İran Gerilimine Diplomasi Yaklaşımı
ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilime ilişkin soruyu yanıtlayan Erdoğan, gerilimi büyütecek adımlardan kaçınılması ve tarafların müzakere zemininde buluşturulması gerektiğini vurguladı. Kalıcı çözümün ancak bu yolla mümkün olabileceğine işaret eden Erdoğan, ABD'nin NATO'daki müttefiki, İran'ın ise Türkiye'nin komşusu olduğunu söyledi.
Erdoğan, Donald Trump'la son görüşmesinde İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesi gerektiğini ifade ettiğini aktardı. Türkiye'nin ihtilaf yaşayan taraflarla konuşabilmesinin önemli bir imkan olduğunu belirten Erdoğan, bu temasların Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimlerin düşmesi açısından enerji arzı ve küresel ticaret için de önem taşıdığını söyledi.
Mekke Anlaşması ve Müdafaa Hakkı
Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na değinen Erdoğan, bunun İran, İsrail veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olmadığını belirtti. Erdoğan, anlaşmanın daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlenilen müşterek sorumluluğun ifadesi olduğunu söyledi.
Erdoğan, anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayandığını aktardı. Üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağını belirten Erdoğan, verilecek karşılığın mahiyetinin saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirleneceğini söyledi.
Erdoğan, bu ihtiyacın istihbarat, lojistik veya mühimmat desteği olabileceğini, tehdidin boyutuna göre ise daha ileri askeri desteğin de gündeme gelebileceğini ifade etti. Nasıl hayata geçirileceğine ilişkin siyasi ve askeri mekanizmaların dayanışmalar yoluyla karar vereceğini belirten Erdoğan, Irak, Yemen veya başka yerlerde meydana gelebilecek her hadiseye bugünden otomatik bir askeri senaryo yazmanın doğru olmadığını söyledi.
Trump ile Doğrudan İletişim
ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan ve açık konuşabildiği bir ilişkisi olduğunu ifade eden Erdoğan, bunun Türkiye-Amerika ilişkileri ve bölgedeki gelişmeler bakımından önemli bir imkan olduğunu söyledi. Erdoğan, liderler arasında açık iletişim bulunduğunda, görüş farklılıklarının yönetilmesinin ve ortak çözüm yollarının üretilmesinin kolaylaştığını vurguladı.
Erdoğan, Türkiye ile ABD arasında uzun yıllara dayanan köklü ve çok boyutlu müttefiklik ilişkileri bulunduğunu, savunma sanayi, ticaret ve bölgesel güvenlik başta olmak üzere ciddi bir işbirliği pratiğinin olduğunu söyledi. Türkiye'nin egemen bir devlet olarak komşularıyla ilişkilerini, müttefiklik yükümlülüklerini, bölgesel sorumluluklarını ve milli menfaatlerini dengeli biçimde gözetilerek hareket edeceğini belirtti.
İsrail ile Görüş Ayrılıkları
Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmediğini vurgulayan Erdoğan, Washington'daki muhatabının Amerika Birleşik Devletleri yönetimi olduğunu söyledi. İsrail yönetimiyle ciddi görüş ayrılıklarının bulunduğunu aktaran Erdoğan, son dönemde İsrail'de Türkiye'yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya dönük hatalı bir söylemin körüklendiğini belirtti.
Erdoğan, bu söylemin İsrail'deki iç siyasi süreç ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendirdi. Türkiye'nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti olmadığını, itirazının uluslararası hukuka aykırı gördüğü politikalara ve bölgede istikrarsızlığı derinleştiren adımlara karşı olduğunu vurguladı.
Suriye'nin İstikrarı ve Bölge Güvenliği
Suriye'deki gelişmeler ve İsrail'in saldırılarına ilişkin Erdoğan, Türkiye dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmadığını söyledi. Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunması istediğini belirten Erdoğan, ülkenin yeniden ayağa kalkması, devlet kurumlarının güçlenmesi ve terörle mücadele kapasitesinin artmasının bütün bölgenin menfaati olduğunu söyledi.
İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan saldırılarının Suriye'nin egemenliğine açıkça zarar verdiğini ve bölgede istikrarın tesisini güçleştirdiğini vurgulayan Erdoğan, Suriye'nin istikrarının İsrail dahil olmak üzere tüm bölgenin barış ve gelişmesine katkı sağlayacağını söyledi.
PKK ve Terörle Mücadele
"Terörsüz Türkiye" vizyonunun stratejik bir hedef olduğunun altını çizen Erdoğan, PKK'nın fesih ve silah bırakma yönünde aldığı kararları önemli bir eşik olarak gördüğünü, asıl olanın alınan kararların sahada eksiksiz uygulanmasıdır dedi. Örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiye edilmesi ve bu sürecin devlet kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi gerektiğini belirtti.
Suriye'deki gelişmeleri aynı anlayışla takip ettiklerini söyleyen Erdoğan, oradaki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesinin Suriye'nin egemenliğinin tahkimi açısından zaruri olduğunu vurguladı. Suriye'nin eşit vatandaşlık temelinde ilerlemesini, Kürtler dahil bütün Suriye halkının kendisini daha emniyetli ve özgür hissedeceği bir düzenin kurulmasını desteklediklerini söyledi.
Erdoğan, İran'daki gelişmeler sırasında PKK/PJAK'ın ortaya çıkan şartlardan faydalanma girişimlerini yakından takip ettiklerini aktardı. İran'ın iç meseleleri iç müdahalelerden uzak biçimde, İran halkı tarafından çözülmesi gerektiğini belirten Erdoğan, etnik ve mezhebi fay hatlarının harekete geçirilmesinin bölgeyi uzun süreli istikrarsızlığa sürükleyeceği uyarısında bulundu.
Kürtlere ilişkin Erdoğan, "Kürtler, bizim kardeşlerimiz. Bin yıldır beraber, iç içe yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin ölçüsünün etnik kimlik değil, terör, şiddet ve milli güvenliğe yönelik tehdit olduğunu vurguladı. Bölgede hiçbir toplumun başka ülkelerin vekalet savaşlarında kullanılmasına müsaade edilmemesi gerektiğine inandığını söyledi.
Rusya-Ukrayna Savaşı ve Barış Çabası
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yayılma riskine değinen Erdoğan, bu süreçte sağduyuyla hareket etmek, iddiaları sağlam deliller üzerinden değerlendirmek ve gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınmak gerektiğini söyledi. Türkiye'nin önceliğinin savaşın yeni ülkeleri içine çeken bir çatışmaya dönüşmesinin önüne geçmek olduğunu belirtti.
Türk Devletleri Teşkilatındaki işbirliğini derinleştirirken, İslam İş Birliği Teşkilatında aktif sorumluluk üstlendiğini, diyalog ortağı olduğu Şanghay İş Birliği Örgütüyle ilişkilerini ilerlettiğini ve G20, D-8 gibi çok taraflı platformlarda etkinliğini artırdığını söyledi.
Bu içerik yatırım danışmanlığı kapsamında değildir; genel bilgilendirme amaçlıdır. Hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.



